Ana içeriğe atla

Nasa Hakkında

Nasa

NASA, "National Aeronautics and Space Administration"ın kısaltmasıdır.

Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi olarak tercüme edilebilir.ABD'nin uzay programı çalışmalarından sorumlu olan kurum, 29 Haziran1958 yılında kurulmuştur. Bunun dışında uzun vadeli sivil ve askeri roket çalışmaları da NASA’nın ilgi kolundadır. Yıllık olarak yaklaşık 16 milyar dolar bütçeye sahiptir.

NASA'nın ilk kuruluşu 1915 yılına denk gelir. O zamanki adıyla "NACA"(National Advisory Committee for Aeronautics) uçaklarla ilgilenir. Uçak kanatları ve çeşitli cisimlerin hava ile etkileşimlerini araştıran bu komite zamanla birçok rüzgâr tüneli inşa eder ve ABD'nin bütün savaş uçaklarının tasarımlarını körükleyen bir kurum haline gelir.

4 Ekim 1957'de Sovyet Uzay Programı çerçevesinde uzaya ulaşmayı başaran ilk insan yapımı uydu ( Sputnik 1) başarısı, ABD'nin bu konuda kendi uzay başarıları elde etme çabalarının tohumlarını oluşturur. Sonrasındaysa İkinci Dünya Savaşı'nın ardından NACA'ya katılan Alman aerodinamik uzmanları kuruma büyük katkılar sağlar. Özellikle jet motorları ve süpersonik uçakların tasarımında ilerleme kaydedilir. 29 Haziran 1958'de o zamanın ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower, kurumun adını NASA olarak değiştirir. 1 Ekim 1958'de NASA, 4 laboratuar ve 8.000 çalışanı ile 46 yıllık geçmişe sahip bir kurumun (NACA) ve liderliğini Wernher von Braun'un yaptığı Alman roket programının önemi tartışmasız katkılarıyla, köklü bir kurum haline gelir. Wernher von Braun halen Amerikan Uzay Programının babası olarak nitelendirilir. Askeri Balistik Füze Ajansı (Army Ballistic Missile Agency) ve Donanma Araştırma Laboratuarı da yine NASA'ya dâhil edilen birimler arasındadır.

ABD'de atmosfer içi ve dışı uzay araştırmalarının yürütülmesi ve bu araştırmalarda kullanılacak araçların geliştirilmesi amacıyla 1958'de oluşturulan bağımsız resmi kuruluş. Merkezi Washington D.C.'dedir.

NASA beş program bürosundan oluşur: Donanım geliştirme çalışmalarını yürüten Havacılık ve Uzay Teknolojisi Dairesi; evren, Güneş sistemi ve Yer'in kaynağı, yapısı ve evriminin araştırılmasıyla ilgili çalışmaları yapan Uzay Bilimi ve Uygulamaları Dairesi; uzay mekiğiyle yapılacak insanlı ve insansız uzay taşımacılığı ve uzay mekiğiyle ilgili her türlü çalışmayı konu edinen Uzay Uçuş Dairesi; izleme ve bilgi toplama konularıyla ilgilenen Uzay İzleme ve Bilgi Toplama Dairesi ve uzun vadede insanlı uzay istasyonu kurmaya yönelik çalışmalar yürüten Uzay İstasyonu Dairesi. Ayrıca kuruluşa bağlı olarak çalışan Greenbelt'teki Goddart Uzay Uçuş Merkezi, Pasadena'daki Jetli İtme Laboratuarı, Houston'daki Lyndon B. Johnson Uzay merkezi, Hampton'daki (Virginia) Langley Araştırma Merkezi gibi araştırma merkezleri de bulunmaktadır.

NASA, SSCB'nin 1957'de "Sputnik"i uzaya fırlatması üzerine, ABD kongresi tarafından 1915'te kurulmuş olan Ulusal Havacılık Danışma Komitesi'nin (NACA) çerçevesinde oluşturuldu. John F. Kennedy'nin ABD'nin 1960'ların sonlarında Ay'a insan gönderebileceğini ileri sürmesi, NASA'nın örgütlenmesi çalışmalarını hızlandırdı. Bu amaca yönelik olarak Apollo programı tasarımlandı ve 1969'da ABD astronotu Neil Armstrong Ay'a ayak basan ilk insan oldu. Daha sonra Viking, Mariner, Voyager gibi insansız uzay programlarıyla güneş sistemi içinde kalan Mars, Merkür, Jüpiter, Satürn ve Uranüs gibi gök cisimleri de incelendi.




Cape Canaveral diye bilinen dev uzay üssünde fırlatma rampaları, uzay kontrol merkezleri, telekomünikasyon sistemleri gibi sayısız tesis yer almaktadır.

Canaveral Burnu, Florida, ABD'de bulunan Atlantik kıyısında uzun ve dar bir alandır. Uzay kumsalı olarak da bilinir ve Kennedy Uzay Üssü'nün bir parçasıdır. Birçok Amerikan uzay mekiği bu parçalardan herhangi birinden fırlatılmaktadır. ABD'nin gerçekleştirdiği tüm insanlı uzay uçuşları da Cape Canaveral'den yapılan fırlatılışlarla gerçekleşmektedir.





Diğer Uzay Ajansları
• Brezilya Uzay Ajansı (AEB)
• Kanada Uzay Ajansı (CSA)
• Fransız Uzay Ajansı (CNES)
• Çin Ulusal Uzay İdaresi
• Arjantin Uzay Ajansı (CONAE)
• Avrupa Uzay Ajansı (ESA)
• Alman Uzay Ajansı (DLR)
• İsrail Uzay Ajansı (ISA)
• İtalyan Uzay Ajansı (ASI)
• Kore Hava-Uzay Araştırma Enstitüsü (KARI)
• Pakistan Uzay Ajansı (SUPARCO)
• Hindistan Uzay Araştırmaları Örgütü (ISRO)
• Japon Uzay Keşif Ajansı (JAXA)
• Ukrayna Ulusal Uzay Ajansı (NASU)
• Rus Federal Uzay Ajansı (Roskosmos)
• TÜBİTAK, Türkiye Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü (TUTAE)




UZAY ARAŞTIRMALARI TARİHİ

İnsanoğlunun uzay serüveni, Sovyetler Birliği’nin, 4 Ekim 1957′de Dünya’nın ilk yapay uydusu Sputnik-1′i uzaya göndermesiyle başladı. Sputnik-1, Dünya’dan 224 km yukarıda bazı bilimsel deneyler yapmak için fırlatılmıştı.
Sputnik-1′in ardından, uzaya ilk insanlı uçuşu yine Sovyetler gerçekleştirdi. 1961 yılında Yuri Gagarin, Vostok-1 adlı kapsül ile, Dünya’nın etrafını 1 kez dolandı. Sovyetlerin bu önemli başarıları karşısında ABD, o zamanlar daha yeni filizlenen uzay yarışında öncülük şansını yitirmişti. Ancak, 20 Haziran 1969′da Apollo–11 uçuşu ile ABD, Ay’a ilk kez insan indirmeyi başararak tarihe geçecek ve uzay araştırmaları alanında önemli adımların neredeyse tek odağı haline gelecekti.
İnsanoğlunun yaşadığı Dünya’ya “tepeden” bakmaya başladığı o tarihlerden bu yana, uzay araştırmaları ve uzaydan araştırmalar çok hızlı bir gelişim gösterdi. Belki daha da önemlisi, felsefi görüşümüzü kökünden etkiledi. Carl Sagan’ın deyişiyle “Merkezi ve kuruluş amacı biz olmayıp, enginlikte ve sonsuzlukta kaybolmuş minnacık; yüzlerce milyar galaksi ve milyarlarca trilyon yıldızla bezenmiş bir kozmik okyanusta dönüp dolaşan bir Dünya” üzerinde yaşadığımızı fark ettik. İnsanoğlunun gözünü gökyüzüne çevirmesiyle başlayan bu süreç, uzayın kendisi gibi sonu olmayan bir serüvene benziyor. Gelecek yüzyılın araştırmacıları hiç kuşku yok ki, uzay araştırmaları üzerine yoğunlaşacaklar. Bu araştırmaların temelini oluşturan, disiplinler arası yatay çalışmalar, projeler, çalışma ve düşünce sistemleri de bu doğrultuda gelişecek.
Bilimin tüm disiplinlerinin bir arada bulunmasını gerektiren uzay araştırmaları büyük organizasyonlarla yürütülüyor. Bunlar arasında en önemlisi hiç kuşkusuz Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi-NASA. Önemli adımlara imza atmayı ve bunu iyi bir reklamla dünyaya duyurmayı hep başarmış olan NASA, uzay serüvenlerinin “Baş Oyuncusu! Sovyetler ise, her ne kadar uzay çalışmalarının başını çekmiş ve uzay yarışında adı ABD ile birlikte anılmış olsa da bugün bu alanda öncü rolü oynamaktan biraz uzak görünüyor.
ESA. Uzay araştırmalarına oldukça iddialı başlayan ve görece daha genç bir organizasyon olan ESA, çokuluslu yapılanmasıyla da farklı bir ekolü temsil ediyor.
Kısa adı ESA (European Space Agency) olan Avrupa Uzay Ajansı, 14′ü kıta Avrupa ülkesi (Almanya, Avusturya, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsveç, İsviçre, İtalya ve Norveç) biri de kısmi işbirliği (Kanada) olmak üzere 15 ülkenin hükümetler düzeyinde üyesi olduğu bir Avrupa kuruluşu. ESA, Avrupa’da bulunan iki eski Avrupa Uzay Organizasyonu, ESRO (European Space Research Organization) ile ELDO’nun (European Organization for the Development and Construction of Space Vehicle Launchers) birleşmesiyle 1975 yılında kurulmuş bir organizasyon. Çekirdeğini oluşturan bu iki kuruluşun yükümlülüklerini ve haklarını elinde tutan ESA, temel olarak, uzay bilimleri (gezegenler, uzay boşluğu, Güneş, ısı, enerji, göktaşları, yıldız sistemleri, uzay fiziği, astronomi vb.), yeryüzü gözlemleri (enerji, su, maden ve mineral kaynaklarının araştırılması), telekomünikasyon (uydu haberleşmesi, GPS), uzay taşıyıcıları (uydu fırlatma sistemleri, araştırma uyduları), mikro çekim ve uluslararası uzay istasyonu gibi alanlarda çalışmalarını sürdürüyor.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------



Şekildeki gibi uzay mekikleri yerden bir uçak gibi kalkması için tasarlanmamıştır. O nedenle bir mekik yeni görev yerine giderken buna uygun araçlar kullanılır şekildeki Boeing gibi. Hem bu yöntem mekiklerin taşınması için en ucuz yoldur. Bildiğiniz gibi mekikler uzaya fırlatılırken katı yakıtlı roketler vasıtasıyla yerden kalkar. Çünkü uzay mekiğinin dünyanın çekim etkisinden kurtulabilmesi için kalkış hızının 11,2 km/sn ye ulaşması lazımdır. Bu hız dünyanın kurtulma hızıdır. Her gezegen için farklı değerdedir. Bu hıza ulaşabilmek katı yakıtlı dev roketler sayesinde gerçekleştirilir. Kalkıştan bir süre sonra bu devasa roketler mekikten ayrılır. Çünkü mekik artık tehlikeli bölgeyi geçmiştir. Bu roketler haliyle yere düşecektir. Ama bu da düşünülmüştür. o nedenle uzay üsleri halkın olmadığı yerlere kurulur. Söz konusu roketler ya ıssız bir çöle yâda okyanusa düşer. Uzay mekiği istenilen görevi yerine getirdikten sonra dar açı ile atmosfere girer. Ve inişe geçer. Uzay mekikleri kalkış için değil de iniş için çok iyi tasarlanmıştır. Üzerinde birçok frenleme sistemi mevcuttur. Ve normal bir uçak gibi yere iniş yapar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gluten Nedir? Nelerde Bulunur? Ve Dahası...

Alıntı Gluten,buğday içerisinde yeralan ve un öz değerlerini en fazla içeren protein grubudur. Unun içerisinde Yas gluten değeri 28-32 arası ideal olup eksikliği durumunda iyi buğday ile karıştırılarak veya kuru gluten ilavesi ile istenen değerlere ulaşılabilir. Kuru gluten, buğday nişastası üreticilerinin yakın geçmişe kadar teknoloji yetersizliğinden dolayı elde edilmesi zor olan ancak bugün Un sanayi, dayanıklı unlu mamuller, ve balık yemi başta olmak üzere yem sanayinde kullanılan bir sanayi hammaddesi haline gelmiştir. Yem sanayindeki kullanımı özellikle balık yavru yemlerinde 2 mm nin altında yer alan extruder ürünlerinin imalinde avantaj sağlamaktadır. Son yıllarda birçok yem üreticisi tarafından tercih edilmektedir. Kullanımının sınırlı veya kontrollu olması gerekliliği Çölyak hastalığının bu protein grubuna karşı hassasiyetinden kaynaklanmaktadır. Batı ülkelerinde hazır gıdalarda, içindekiler listesinde belirtilmesi gereken belli bir oranın üzerinde risk taşıyan alerjenlerin baş…

Mangalda Tavuk Ciğeri

Merhabalar, nasılsınız arkadaşlar.

İnternette aradığınız zaman çoğu tarifte ciğeri sote olarak yaparlar. Ben daha önce hiç tavuk ciğeri alıp yapmayı denemedim ve aslına bakarsanız hiç tavuk ciğeri yememiştim. Marketlerde hazır paketlerde satılan tavuk ciğerinden bi paket alıp denemek istedim ama sote olarak yapmaktan bahsetmiyorum. Acaba dedim bunun mangalda pişeni nasıl olur?

Denedim oldu....


Marketten aldığınız tavuk ciğerin içinden yürekleri de çıkıyor. Ciğerleri kuş başı doğrayıp güzelce yıkadıktan sonra biraz kekik ve kimyonla karıştırdıktan sonra kenara bırakıyoruz. Ben ciğerlerin bir kısmını sote için ayırdım. Sotelik olanların üzerine biraz kekik ve unlayıp kenara koyuyoruz. 






Soğanları ince kıyıp tuzlayıp elimizle ovalayıp dinlenmeye bırakıyoruz. 


2-3 orta boy patatesin kabuklarını soyup 4 e bölüp düdüklü tencere içerisinde suya atıyoruz. Üzerine biraz tuz, kekik ve 2-3 kaşık zeytinyağı ekleyip kapağını kapatıyoruz. 


Diğer tarafta ev yapımı gün hamuru makarna haşlıyoruz. Pişen pat…

Hoşgeldiniz

Selam dostlar, hepinize iyi geceler.

Bu günün ilk saatlerinden sizlere sesleniyorum.

Uzun zamandır sizler için yayın hazırlamıyordum. Bu sezon  benim için oldukça yoğun bir sezondu.
Neredeyse bir sene olmuş bilgisayarın başına oturup şöyle uzun uzun sizlere yaptıklarımı anlatmayalı, kendimi unutturmuşum!...

Neler yaptım, neler gördüm, neler öğrendim, hepsini sizlerle paylaşacağım. Her şey sırasıyla haydi bakalım.

En son sizlere yaptığım duvar panosundan burada bahsetmişim, bitmiş halini göstermek nasip olmadı. İlk önce onu tanıştırayım sizlere;





Bundan sonra diğer gelişmeleri sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Beni izlemeye devam eder misiniz?

İşte bu da benim..................